23 Aralık 2011 Cuma

The Hobbit First Trailer

Batman'dan daha bir heyecanla beklediğim, 15 yaşımdan beri fanatiklik düzeyinde hayranı olduğum Orta Dünya'nın en sevimli karakterleri The Hobbit' in ilk fragmanı gösterimde. Nasılda özlemişim Gandalf' ımı, dwarflarımı, elflerimi... Buyrun efendim...


The Dark Knight Rises First Trailer

Geçenlerde IMDB'de dolanırken bir yandan da kendi kendime söylenmekteyim: Lan bari trailer çıksa bu ne be! gibilerinden.Sonra Sayın Nolan bu sitemimi duymuş olacak ki ertesi gün hemen trailerı koydu gözümün önüne. Buyursunlar...


12 Aralık 2011 Pazartesi

Game of Thrones 2. Sezon 1. Bölüm Fragmanı

Game of Thrones neredeyse bir yıl ara verdi biliyorsunuz. Çekimler hala devam ediyor. Bu sırada boş durmayan HBO' da ikinci sezonun ilk bölümünün fragmanını yayınladı. O zaman sorarım size HBO: Madem fragman yayınlıyorsunuz, ne halt etmeye seyirciyi 15 Nisan'a kadar bekletiyorsunuz? Sabır taşı falan kalmadı çatladı artık efendim, olmuyor böyle!


8 Aralık 2011 Perşembe

İtalyan Sineması' yla Buluşmaya Ne Dersiniz?

İstanbul İtalyan Kültür Merkezi ve İtalya' nın en önemli sinema kuruluşlarından biri olan Cinecitta' Luce - Filmitalia tarafından bu yıl ikincisi düzenlenen 'II. İtalyan Sinemasıyla Buluşma', İtalyan Kültür Merkezi' nde başlıyor. 10-16 Aralık tarihlerinde etkinlik kapsamında izleyiciyle buluşacak filmler, İtalya'nın 'La Corriere della Sera' gazetesinin önemli sinema eleştirmenlerinden Paolo Mereghetti tarafından özel bir seçimle hazırlandı. Seçilen filmler yönetmenlerin ilk ya da ikinci filmleri olma özelliğini taşıyor. 'Festivalden Festivale' konseptiyle, Venedik, Locarno, Karlovy Vary, New York, Montreal, Tokyo, Toronto, Busoan ve Roma gibi uluslararası festivallerde gösterilmiş ve ödül almış filmlerin dışında İtalyan komedi filmlerinin de yer alacağı özel bir bölüm de etkinlik kapsamında sinemaseverlerle buluşacak. 

Etkinlik 10 Aralık tarihide, saat 20.30'da 68. Venedik Film Festivali’nde İtalyan filmlerinin yarıştığı bölümde 'İtalyan Controcampo' ödülünü alan 'Scialla/Sakin Ol' ile başlayacak. 

Kaynak: Radikal

3 Aralık 2011 Cumartesi

Another Earth

Bilimkurgu mu yoksa duygukurgu mu bu film onu anlamış değilim fakat anladığım kadarı ile bahsedeyim biraz...

Şöyle bir şey düşünün: Gökyüzünde aniden Dünya' nın aynısı olan bir gezegen beliriyor. Suyuyla, karasıyla ve canlılarıyla herşeyi tıpatıp aynı ve bu gezegenin adı 'Dünya 2'. Dünya'mızın aynı kendisine benzeyen, Dünya 2 ile tanıştığı sırada ve tabiki bu haberle çalkalandığı bir dönemde uzaya, gökyüzüne ve bilimkurguya büyük ilgi duyan esas kızımız Rhoda, arabasında giderken Dünya 2' yi izlemeye dalıyor. Rhoda, aynı zamanda sarhoş ve arabanın tekine çarpıyor ve bir ailenin hayatı mahvoluyor. Aileden geriye kalansa, uzun süre komada kalmış, karısını ve oğlunu kaybetmesiyle hayatı alt üst olmuş öfkeli bir baba ve aynı zamanda Yale Üniversitesi' nde profesör ve müzisyen olan John.

Başta bilimkurgu mu yoksa duygukurgu mu derken şunu anlatmak istedim aslında. Bu film alıştığımız bilimkurgu tarzına bambaşka bir boyut kazandırarak bir psikolojik dram haline getirmiş. Rhode'un bir yandan dayanamadığı vicdan azabı, diğer yandan da gökyüzünde beliren Dünya 2' ye karşı duyduğu heyecan ve öteki benliğine ulaşma isteği çok güzel harmanlanmış.

Rhode içindeki onu yiyip bitiren vicdan azabı yüzünden, hem kendini biraz daha iyi hissetmek hem de John' nun mahvolan hayatını az da olsa düzene sokmak için, kimliğini gizleyerek John' na yardım etmeye gidiyor. Çoğunluğu Rhoda' nın bu korkunç sırrıyla geçen film, bir yas öyküsünü iki tarafında bakış açısıyla izleyiciye sunmaya çalışıyor.

Another Earth, daha önceden bir belgesel denemesi bulunan yönetmen Mark Cahill' in ilk filmi. Son derece güzel kurgulanmış, belki aklımıza gelen ama hiç bir yerde göremediğimiz ikinci Dünya fikrini film bile olsa hayata geçirmiş ve bu konuda oldukça başarılı olmuş. Filmin çekimleri gayet başarılı. Kameranın sürekli bir yakınlaşıp uzaklaşma durumu var fakat bu sizi rahatsız etmiyor, tam tersi ben çok hoşlandım. 

Filmde Rhoda' yı canlandıran Brit Marling, hem güzelliğiyle, hem oyunculuğuyla, hem de filmin senaryosuna olan katkısıyla bundan sonra adından daha çok söz ettirecek olan bir oyuncu-senarist. Yine Lost' tan Ethan olarak hatırladığımız William Mapother ile filmi götüren Marling, çektiği vicdan azabını ve karakterinin diğer tüm yönlerini seyirciye kusursuz bir biçimde aktarıyor. 

Son olarak filmi heyecanlı ve macera dolu bir bilimkurgu sananlar izlemese çok daha iyi olur diye düşünüyorum. Çünkü filme gittiklerinde karşılarına gelecek şey, genel anlamda karanlık bir psikolojik dram. Ama yine de ortada sonuna kadar tavsiye edebileceğim ve izlenmeyi hakeden, iyi oyuncuları olan, özenli ve üzerinde çok çalışılmış bir film var. 

İyi seyirler dilerim...